Cuma, Temmuz 03, 2009

5 Temmuz Pazar saat 15.00 - 20.00 arası


Flamboyan defterleri  Cihangir Parkı'ndaki Sanat ve tasarım pazarı PAZART' a katılıyor.

Cihangir Güzelleştirme Derneği üyelerinin, Katalist tasarım ve Artane
galerisinin gönüllü çabalarıyla düzenlenen sanat ve tasarım ürünleri pazarı
PAZART, Cihangir Sanatkârlar Caddesi’ndeki ROMA BAHÇESİ’nde, özgün
tasarım ve sanat ürünlerinin satışa sunuldugu 55 standla birlikte
İstanbul'lulara, müzik, keyif ve sanatla dolu bir gün sunuyor.

Bitki çaylarından, naturel meyve sularına, ev yapımı yemeklerden nefis tart ve
keklere çeşitli yiyecek ve içecek seçeneği sunan standların da yer aldığı bu
etkinlik harika bir günbatımı manzarasıyla son bularak ziyaretçilerin hoş bir
Pazar günü geçirmelerine olanak sağlıyor.

Çarşamba, Temmuz 01, 2009

İş görüşmesi

Dun bir yerle is gorusmesi yaptim ve gorustugum adam "felegin cemberinden gecmissiniz, bunu henuz sizinle gorusmeden, cv'nizi gorunce anladim" dedi. Ardindan "yasiniz da epey varmis, artik hic vakit kaybetmemeniz lazim" dedi.

Sizce benimle calismak ister mi bu adam? 

:)

Çarşamba, Haziran 17, 2009

FLAMBOYAN El yapımı özel tasarım defterler


Evet, gunlerdir suren cabalarimin ilk sonuclari karsinizda!!!

Minik elcagizlarimla tasarlayip, cizip, kesip, bicip, delip, dikip, yapistirip, baglayip hazirladigim defterlerim internet pasaj'imda (Pasaj, sadece el yapimi urunlerin satisa sunuldugu bir site) yerini aldi ve satisa hazirlar.

Sizler de bakin bakalim, begenecek misiniz? Begenirseniz reklamimi yapmayi da unutmayin...:)
Defterlerimin web sitesi henuz hazirlik asamasinda ama tum defterleri ve ayrintili bilgilerini gorebileceginiz blog sayfasi bu. Dileyen buradan da siparis verebilir.

Asagida da bazi ornekler var. 

En cok da fikirlerinizi merak ediyorum. Nasil buldunuz?










Çarşamba, Haziran 10, 2009

A kızım sana potin alayım mı? Al babacığım al

Gunlerdir bir sebeple (yakinda aciklarim) esnafla, zanaatcilarla icli disliyim. Cok farkli bir dunyalari var ve bence bazilari halen cok naif. Naif olup da cinlik numarasi yapanlari saymiyorum. Ama ozellikle kumascilar ve masrafcilarin (incik boncuk, dantel mantel satanlara deniliyormus) gencten olanlari flort etmeye, hatta hanimlara asilmaya pek yatkin. Bunu hic cekinmeden ve abarta abarta yapiyorlar. Bu huy ozellikle hazir mal satanlarda var ama el isi yapanlarda, ne bileyim ayakkabicida, matbaada calisan gencte ya da cadir diken adamda bu huy nedense olmuyor. Demek ki el isi yapanin, yani zanaatcinin is esnasinda guzel guzel dusunme vakti oluyor ve kendini bilir bir hale geliyor. 

Yani diyecegim o ki, yasasin zanaat!

Çarşamba, Mayıs 27, 2009

Sanki içimde açan bu sarmaşık gülleri

Hatirladigim bir donem var. Sanirim doksanlarin ortalari. Tum ailemiz, hatta tum tanidiklarimiz birdenbire cicek yetistirme sevdasina dusmustu. Herkes birbirinden cicek fidesi alirdi.  Aksam misafirligine gidilen evlerde hangi cicekler var diye ortalik kontrol edilir ya izinli ya da izinsiz (boyle hikayeler de duymustum) begenilen cicegin fidesi alinirdi. Boyle aksamlarda, en son gelen meyve ikramiyla birlikte, evin sarmasiginin masallah nasil da uzadigi konusulur, ev sahibi (erkekler daha da hevesliydi sanki bu gelisen cicekler hakkinda konusmaya) hemen bu isin sirrini aciklardi, aspirin koyuyorum topragina ya da cay suyu dokuyorum gibi birseyler soylerdi. Sarmasigin tum duvar ve tavan boyunca uzayip, odada  tur atmasinin yakinlarda ev sahibi olunacak anlamina geldigine dair hafif inancli bir espriyle cicek sohbeti iyice koyulasirdi. Sarmasiklar sanirim o gunlerdeki gibi bir daha hic populer olmadilar.

Aklima nereden mi geldi bunlar? Apartmanin bahcesinde duran guzel ciceklerden nasil birer fide asiririm hesabi yapmaktayim kac gundur. Evi ciceklendirme kampanyasi dahilinde cicekciden aldigim cicek pek agir geldi bana, para vermek sacma oldu sanki. Oysa eskiden hatirladigim donemdeki gibi, paylasilarak cogalmasi, dagilmasi ne guzelmis. 

Pazar, Mayıs 17, 2009

Aşk İle Pervane Dönersin Dünya


Ben yine tasiniyorum... bir haftaya yakindir ev toplaniyor, yeni ev icin hazirliklar yapiliyor... Simdi ayaklarimda fena bir sizi, parmaklarimin (el parmaklarim) arasinda da bir dinlenme sigarasi var...

Hanginiz "ev dedigin nedir ki, dert etme boyle seyleri" demisti ya da dusunmustu? Opuyorum onu..:)

Ve 8 Agustos gunu resmi anlamda ev-leniyorum, bir de o var daha...:)

Foto buradan

Perşembe, Mayıs 14, 2009

Başarısızlık başlı başına bir ceza değil midir?*


*Basliktaki soru asliberry'e ait.

Evet, basarisizlik ceza. Hem de gecmisi birak, geri donusu olmayan bir gelecegin kesin isaretcisi olan bir ceza. Ustunde derin izler birakan, haline tavrina yerlesen bir ceza.

Kendimi oyle basarisiz hissediyorum ki, elinizi omzuma atsaniz aglarim. Hic abartmiyorum. Oyle basarisiz hissediyorum ki, bana ovgu dolu sozler siralayip, devaminda gelen 'ama'larla kendi akillarinin elbette daha ustun oldugunu ima edenleri dinlerken bile gucsuz, caresiz kaliyorum. Dilim tutuluyor. Is becerme degil, varolma basarisizligina donusuyor hersey.

Ilk genclik boyle bir sey degil. Okul basarisizliklari bile boyle bir sey degil. Esas basarisizlik sonradan hayatiniza hakim olan... O sebeple anne babalar saglamciligi ogutlerler yavrularina. Sonradan ilk genclik tercihlerinin, cesaretlerinin basarisizligi altinda ezilmesinler diye. Haddini bilmeyi de ogretmektir bu sanirim ayni zamanda.

Hani boyle duygular dile getirilir ve bunlari (aci da olsa) acikca dile getirmenin coskusuyla bambaska bir zevk ve gurur yasanir ya, bu yazdiklarim onlardan degil. Utanarak yazilmis cumleler...

Kendimi sakinlestirmek icin gorus alanimi genisletiyor, genisletiyor ve su dunya uzerinde minicik bir canli olarak kaliyorum. Senin basarili olman, yapmayi cok istedim ve bakin yaptim demen, ya da yapamaman ne ifade eder ki bu dunyada, diyorum. Yine de o minik yuregim huzur bulmuyor. Sagima da donsem soluma da donsem basarisizlik melekleri omuzlarimda duruyor. Her teselli beni ofkelendirmekten baska ise yaramiyor.

Pazar, Mayıs 03, 2009

Gunes yine doguyor, sabah oluyor


BANDISTA
Bandista evi şenlik kıyamet bir eylem bandosu şimdi ses vermekte ska, balkan, vertov, reggae, eşitlik, özgürlük, cango, votka, adalet, kökler sularından... Bandista evinde geceler gündüz gündüzler denktir geceye, bu evde güneş batsa da dinlenir ev hece heceye...

Kac gundur S. bana Bandista dinletiyor. Yeni kesfi. 
Web siteleri uzerinden albumlerindeki tum sarkilari dinleyebilir, isterseniz tum albumu indirebilirsiniz. Zaten "copyleft, bandista, 2009 | armağandır. çoğaltınız! dağıtınız!" buyurmuslar kendileri. 

Asagidaki linke tiklayin, dinleyin, pek sevecek, sasiracaksiniz.

Cumartesi, Mayıs 02, 2009

Benim vadem senden evvel yeterse


Saat sabahin ikisini geciyor. Aklima Leby geldi. Bartleby, kedim... Icim sizladi. Nereden nasil geldi aklima tam bimiyorum ama sanirim cocuk sahibi olmak ile ilgili bir seyler dusunurken geldi... Sonra da ona cektirdigim eziyetler geldi aklima. 
O beni pek severdi, incitmezdi. Ama ya ben... Kac defa arkadaslarimin israrina dayanamayip ya da yalniz evime donmek istemeyip onu gece evde tek ve ac biraktim.. Kendimce tuvalet aliskanligini ogretecegim diye kac defa vurdum.. Ahh soylemesi bile utanc, aci verici... Ama o cok akilliydi, beni cok az uzdu. Patisini yanagima koyar, yastigimin ustunde uyurdu.

Sonra gitti o... Ya da ben biraktim onu.

Her eziyetin cezasi cekilmeli. Baska turlu ceken de cektiren de huzura ermiyor.

Perşembe, Nisan 30, 2009

Biraz kıpırtı, biraz esinti, biraz nefes